Skip to content
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Kültürümüz
Kültürümüz
Genel Sosyal ve Kültürel Yapı
İLÇEMİZİN KÜLTÜRÜ
  
Kültür bir milletin dinî, millî , örf, adet ve geleneklerinin ahenkli müştereklerinden doğan değerler bütünüdür. Kültür milletlerin dünü, bugünü ve yarınlarına ait hayat tarzlarına belirleyen milli kimliklerinin maddi ve manevi damgasıdır. Çeşitli yollardan elde edilen bilgilere göre ilçemizde yaşayan belli kültürler şunlardır:

 1-Gelenek ve Görenekler.
 2-Evlenme adetleri.
 3-Doğum-Ölüm.
 
Nüfus & Göç
NÜFUS

Köyün nüfusunun 1455 yılında yapılan sayıma göre 17 hane olduğu belirtilmektedir. Daha sonradan yapılan sayımlarda Aynı köyün 1485 ‘te 22 hane 1520'de 31 hane 1547 ‘de 47 hane 1613'te 34 hane olduğu tespit edilmiştir. Köyün bugünkü nüfusu 1990 sayımlarına göre 1367'dir. 22 Ekim 2000 nüfus sayımlarına göre nüfusu 691 ‘dir.


GÖÇ

Köyden göç edenlerin %85’ine yakını Tekstil Sektöründe faliyet göstermektedir. Köyden Göç edenlerin yerleşim merkezleri: 


İstanbul: 
Ümraniye,Üsküdar,Samandıra,Sarıgazi,Sultanbeyli ve Bagcılar’dır

 
Geçim Kaynağı
 Köyde halkın geçim kaynağı genel tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri olarak en fazla fındık, patates ve halkın kendi ihtiyacını karşılayacak kadar da mısır yetiştirilmektedir. Besi hayvancılığı geçim kaynağında önemli bir yer tutmaktadır. Köyde çok sayıda modern besi ahırları bulunmaktadır.

         Geçim kaynağında tarım ve hayvancılık ne kadar önemli ise de gurbetçilik de göz ardı edilemez. Köydeki vatandaşların % 80’i İstanbul’da Triko sektöründe çalışmaktadır. Bu sektörün ihracat dalında büyük bir kısmını Zaferimillili işadamları elinde bulundurmaktadır. Gerek yerleşim gerekse iş mağazaları bakımından Zaferimilli halkının İstanbul ‘da Ümraniye, Üsküdar, Mahmutbey, Bağcılar,Samandıra ve Sultanbeyli semtlerinde hayli yoğun oldukları bilinmektedir. Ürettikleri malların teşhiri için Cagaloğlu, Bayrampaşa ve Laleli’’de mağazaları mevcuttur.

 
Geleneklerimiz

GELENEK VE GÖRENEKLER

İNANIŞLAR

    İlçemizde inancın temelini İslamî akaid esasları belirler, ancak her yörede olduğu gibi İlçemizde de ilmi ve dini hiçbir açıklaması olmayan bir takım inançlar da görülmektedir. Bunlardan Bazıları:
  
Kışın gök gürlemesi ile mevsimin ikiye bölünmesi.Baykuş ötmesinin ve köpek ulumasının karşılığında bir cenaze olması. Kadınların yolda karşıdan karşıya geçerken erkeklerin yolunu kesmemesi. Sağ el kaşınırsa para geleceği, sol el kaşınırsa para çıkacağı.Çocukların üzerinden atlanırsa fazla büyüyemeyeceği. Bir evde düğün başlamışsa. Evde düğün süresince çivi çakılmayacağı, Kilit Kilitlenmeyeceği. Doğum sonrası bebeklere 40 gün sayılması ve kırk günü doldurmadan ayrı zamanlarda doğum yapmış kadınların birbirini ziyaret edememesi. Cenazeden gelen bir kişinin evde küçük bebek varsa onun olduğu odaya girmeden başka odaya girmesi. Kulak çınlamasının ve hıçkırmanın kişiyi başka bir tarafta anıyor olmaları gibi bir takım inançlar da vardı.


EVLENME ADETLERİ

   İlçemize karşılıklı sevgi, saygı ve görüşmeye dayalı evlilik1er olsa da görücü usulüne yakın sayılabilecek ailelerin rızalarına dayalı evlilikler yaygındır. Evlenecek kişiler birbirlerini tanısalar da fazla bir görüşme konuşma imkanları olmaz.


DÜĞÜNLER:

   İlçemizde düğünler genelde 4 gün sürmektedir. Genel olarak cuma günü başlar ve Pazartesi günü sona erer, l Gün komşu gecesi, 2 gün kına gecesi 3 gün gelin alma 4 gün duvak olarak isimlendirilir. Düğüne davetiye, Kart ve çeşitli hediyelerle yapılır. Düğünün birinci gününde kız evinde ve erkek evinde aynı uygulamalar yapılır gün yakın mahalle komşuları düğün evine giderler, hem düğüne yardım ederler hem de düğün yapana yardım amacı ile çeşitli yiyecek maddeleri, götürürler. Düğün evinde hazırlanan yemeklerden gelen misafirlere ikram edilir. gece komşular kendi aralarında eğlenirler.


   KINA GECESİ:

    Bu gece düğünün ağırlıklı olduğu gecedir. Hemen hemen tüm davetliler düğün evine bu gece gelir. Gelen davetlilere hazırlanan yemeklerden ikram edilir. Gelen davetlilerden erkek evine gelenler genelde para kız evine gelenler gelinin kullanabileceği ev eşyaları ve ziynet eşyaları olmak üzere çeşitli, hediyeler getirirler. Yemek ikramından sonra çeşitli oyunlar oynanır,ve şenlikler yapılır.


BOHÇA GETİRME :

    Kına gecesinin ilerleyen saatlerinde kız evinden erkek evine damadın giyeceği elbiselerden oluşan bir bohça getirilir. Bu bohçaya damat bohçası denir. Bohça genelde kalabalık bir grup tarafından getirilir. Bahşiş a1ınmadan bohça teslim edilmez. Bahşiş alındıktan sonra bohça aşçıya teslim edilir. Aşçı tarafından bohça açılır, ve orada hazır bulunanlara gösterilir. Bohça getiren gruba yemek verildikten sonra çeşitli ikramlar daha yapılır, onların makul ölçülerdeki tüm isteklerini yerine getirmek genel bir kuraldır. Bohça getiren misafirlerin geri dönüşünden sonra erkek evinde bulunan bayanlar kız evine kına yakmaya giderler, kına yakmaya, giderken gelinin eline yakılacak olan kına, kolonya götürülür. Erkek evinde hazırlanan kına bir tepsiye konulur üzerine mumlar dikilir. Gelin evine varınca kapı kapıdan geçmeden tepsi üzerindeki, mumlar yakılır ve odanın ışıkları söndürülür, Kına yakmaya gelenlerin el ele tutuşarak oluşturduğu karşılıklı kordon içinden kına tepsisi geçirilerek odaya girilir. Kız evinde hazır bulunanlar ve kınaya gelenler gelin adayını aralarına alırlar ve ortaya oturturlar. Sesi güzel olanlar ilahiler söylerler, maniler söylerler. Bundan sonra gelinin eline kına yakarlar. Gelinin eline kına yakıldıktan sonra gelen misafirlere de kına ikram edilir. Kına alanlar tepsiye çeşitli hediyeler koyarlar. Bunlara kına bahşişi denir. Kına yakma olayı bittikten sonra düğünün o geceki bölümü bitmiş olur.


GELİN ALMA :

    Düğünün üçüncü günü gelin alma günüdür. Kına gecesi düğüne gelemeyenler bu günde gelmeye devam ederler,o gelenlere de her iki tarafta da yemek ikram edilir. Belli bir saatten sonra damat evinde toplananlar kız evine gelin almaya giderler. Gelin alıcılar gelmeden önce kız evinde hazırlıklar tamamlanır. Gelin giydirilir. Dualar yapılır. Geline ailesi tarafından verilecek olan eşyalar hazırlanır. Gelin almaya gelindiğinde gelinin sağdıcı tarafından gelinin bulunduğu odanın kapısı kapatılır. Burada damadın babası veya bir yakını bahşiş vererek kapıyı açtırır. evin en küçük çocuğu gelinin çeyiz sandığının üzerine oturtulur,yine birisi bahşiş vererek çocuğu kaldırır. Bu engeller aşıldıktan sonra damat tarafından gelin odasından alınarak gelin arabasına bindirilir. Gelinin arabanın sağ kapısından binmesi ve inanması adettir. Gelin damat evine geldikten sonra yine arabanın sağ kapısından indirilir. Arabadan inince buğday,şeker,fındık karışımı damat tarafından gelinin başından saçılır. Bunun saçılma nedeni gelinin bolluk ve bereket getirmesi dileğidir. Düğünün 4. günü Duvak Düğünüdür. Bu düğüne gelini görmek ve tanımak amacı bayanlar giderler.


DOĞUM -ÖLÜM

DOĞUM:

    Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi evlenen çiftlerin en büyük arzusu çocuk sahibi olmaktır. Çocuğu olmayan çiftler doktor tedavine inandıkları gibi az da olsa başka yollara da başvurmaktadırlar. Çocuğu olmayanların Evliya ve Yatları ziyaret etmeleri, buralarda adak adamaları,Büyü gibi şeylerle uğraşanlara gitmeleri az da olsa görülmektedir. Doğum esnasında genelde ebe hemşirelerden yarar1anı1maktadır. Köy ebeleri olayı tamamen bitmiş durumdadır. Yeni doğan bebeğin göbek kordonu kesilerek evin bir yerinde kurutulur. Bazı yörelerde bebeğin beşiğinde kurutulur. Göbek kordonunun dışarı atılması halinde çocuğun gezmeyi çok seveceği eve bağlı olmayacağı inancı da vardır. Yeni doğacak bebeğin beşiği ve yatak takımının kızın annesi tarafından hazırlanması ve doğum anında damadın evine getirmesi genel bir adettir. Yeni doğan bebeği görmek üzere komşu ve akrabalar ziyaret ederler. Gidenler durumlarına göre mutlaka bebeğe hediye götürürler. Yeni doğan bebekler ve anneleri kırk gün akşamları evden dışarı çıkarılmazlar.

ÖLÜM :
    Ağır hasta olan kişinin konuşmaması, dilinin tutulması gözünün ferinin kaçmasından, renginin sararmasından ölümün yakın olduğu kanaatine varılır. Komşuları ve akrabaları yanlarından ayrılmaz1ar. Kur’an okumayı bilenler gittiklerinde mutlaka Yasin-i Şerif okurlar. Ölüm anında hastanın başında okuyan kimselerin ve hocaların bulunması, mümkünse Kelime-i Şahadet getirtilmesine çok önem verilir. Ö1üm anında hastanın çok ızdırap çekmesi günahlarını dünyada affettiriyor, öbür dünyaya günahsız gidecek gibi bir düşünce tarzı da vardır. Ö1en kişinin üzeri. çıkarılır. Ayakları ve çenesi, bağ1anır. Üzerine bir örtü örtülür. Bunu rahatına koyma denir. Bazı yörelerde örtünün üzerine bir de bıçak bırakılır. Cenazeyi duyurmak için çevredeki tüm camilerden salâ verilir. Ve ilan yapı1ır. Cenaze o işin ehli kişiler tarafından yıkanır. Cenaze namazı kılındıktan sonra Kur’'an okunarak cenaze gömü1ür. Cenaze olan evde iki üç gün yemek pişeri1mez. Yakın komşular yemek götürür1er. Cenazeden sonraki günlerde taziye dilemek üzere cenaze evine gidilir.


BAYRAMLAR DİNİ BAYRAMLAR:

    Dini Bayramlar İslamî kurallara uygun olarak kutlanır. Ramazan Bayramında bayramdan önce her evde mutlaka tatlı yapılır. Bayram sabahı namaz kılındıktan sonra Camilerin avlusunda en yaşlı olanlardan başlanarak sıraya geçilir. Topluca bayramlaşma yapılır. Bu bayramlaşma sırasında dargınların barıştırılması adettir. Bayramlaşmadan sonra topluca dua edilir. Bazı yörelerde evlerde hazırlanan yemekler Camii avlusuna getirilerek namazdan sonra topluca yemek yendiği de görülmektedir. Bayramda büyükleri ve akrabaları ziyaret etmek onların hayır dualarını almak üzere ziyaretler mutlaka yapılır. Ziyarete gelenlere tatlı ve yemek mutlaka ikram edilir. Çocuk1ara ayrıca şeker ve para veri1ir. Kurban Bayramlarında Kurbanlar mümkün olduğunca toplu bir yerde kesi1ir. Dinimiz hükmüne göre kurbanlardan belli miktarda ayrılan etler parçalanarak kurban kesmeyenlere ve orada hazır bulunanlara dağıtılır. Bu da İslâm’da dayanışmanın yardımlaşmanın en belirgin örneğidir. Bayramlarda bazı mahalle ve köylerde güreş ve buna benzer eğlenceler tertip edilir.

MİLLİ BAYRAMLAR

Milli Bayramlar devletin belirlediği kanun ve yönetmeliklere göre kutlanır.


NAZAR VE NAZARLIK

    İlçemizde nazara inanılır,nazar bazı insanların gözlerinin manyetik etkilerinin karşı taraftakileri etkilemesi ve onu rahatsız etmesi olarak bilinir. Gözü mavi olanların nazarlarının çok etkili olduğu inancı yaygındır. Nazara karşı çeşitli nazar duaları okutturulur. Nazar boncuğu takılır. Küçük bebeklere çok nazar değdiğine inanılır.
 
 
Yöresel Yemekler

1- PANCAR ÇORBASI (HELLE)

Malzemesi
1    Bağ Pancar
1.5 Su Bardağı Fasulye
1    Baş Soğan
Yeteri kadar Acı Biber
2    Kaşık Yağ


Yapılışı

Pancar temizlenerek yıkanır. İnce ince doğrandıktan sonra bir tencerede yağ eritilir. İnce ince doğranan soğanlar bu tencerede pembeleşinceye kadar kavrulur. Tencereye yeterince su koyulur. Kaynayan suya  tuz katılır. Sonra doğranmış pancar ile, önceden haşlanan fasulye ilave edilir. Bu fasulye yerine mısır yarması, bulgur, pirinç de katılabilir. Kaynayan yemek üzerine elenmiş mısır unu yavaş yavaş katılır ve karıştırılır. Yemek ocaktan indirilmeye yakın bir parça acı biber katılır. Arzuya göre içyağı bir tavada yakılarak yemeğin üzerine dökülür. Yemek servise hazırdır.




2- MISIR (DARI) ÇORBASI

Malzemesi
1 kg kırma mısır
1 litre ayran ya da yoğurt
1 çorba kaşığı nane
1 su bardağı kuru fasulye
Yeterince tuz ve yağ
 

Yapılışı

Akşamdan suya bırakılan kırma mısır ve fasulye sabahleyin haşlanır. Bir tencereye su konularak kaynatılır. Hazırlanan malzemeler kaynayan suya katılır. Piştikten sonra dinlenmeye bırakılır. Ayrı bir kapta hazırlanan  ayran pişmiş kırma mısır konularak yemek üzerine bir miktar nane konulur karıştırılarak servise hazır hale getirilir. Pişmiş kırma mısır yağlanarak da servis yapılabilir Bu takdirde ayran koymaya gerek kalmaz. Afiyet olsun.




3 - PANCAR (KARA LAHANA) SARMASI :


Malzemesi

2 bağ pancar, ½ Kg kıyma, 4 baş orta büyüklükte soğan

1 Çay bardağı pirinç Yağ, tuz, karabiber

 

Yapılışı

Pancar saplarından ayrılır. Temizlendikten sonra Kaynayan suda haşlanır. Bir süzgeçte süzülür. Soğuk suda bekletilir. Hafif sıkılarak bir kaba koyulur. Ayrı bir kapta kıyma, kıyılmış soğan , yıkanmış pirinç, salça, tuz, karabiber ve kıyılmış maydanoz biraz su ile karıştırılır. Pancarın damarlı tarafları içe gelecek şekilde hazırlanan iç arasına koyularak sarılır. Bir tencereye düzgün olarak dizilir. Üzerini kapatacak kadar kaynar su ilave edilir. Üzerine sarmayı bastırmak için kapak kapatılır. Tencerenin kendi kapağı örtülerek kaynatılır. Önce  altı kısılır. Yemek pişirilir. Daha sonra yemek servise hazır hale getirilir.  Üzerine sarımsaklı yoğurt  koyularak da servis yapılabilir.




4 - PANCAR (KARA LAHANA) KAVURMASI


Malzemesi

2 bağ pancar
½ Kg kıyma
4 baş orta büyüklükte soğan

1 Çay bardağı  bulgur
Yağ, tuz,
karabiber, salça

 

Yapılışı

Pancar saplarından ayrılır. Temizlendikten sonra  suda haşlanır. İnce ince doğranır. Bir süzgeçte süzülür. Soğuk suda bekletilir. Hafif sıkılarak bir kaba koyulur. Ayrı bir kapta kıyma, kıyılmış soğan , yıkanmış bulgur yada pirinç, salça, tuz, karabiber ve kıyılmış maydanoz biraz su ile kavrulur. Daha sonra bunun üzerine pancar koyulur. Karıştırılır.  Yemek pişirilir. Daha sonra yemek servise hazır hale getirilir.




5 - BELOCEN (DİKEN UCU) KAVURMASI

Malzemesi

2 bağ belocen, 2 Baş orta büyüklükte soğan

Bir kaşık yağ, Yeterince tuz

 Yapılışı

Belocenler temizlenip yıkanır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır ve süzülür. Soğuk su içinde bekletilen belocenler sudan çıkarılarak sıkılıp ince ince doğranır. Ayrı bir kapta ince doğranan soğan yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Doğranmış belocen ve tuz ilave edilerek tekrar kavrulur. Yemek servise hazırdır. Afiyet olsun.




6 - SAKARCA MIHLAMASI

Malzemesi

1 kilo sakarca,4 Baş orta büyüklükte soğan

4 veya 5 adet yumurta, Bir kaşık tere yağı karabiber ve tuz

 

Yapılışı

Sakarcalar temizlenip yıkanır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır ve süzülür. Daha sonra doğranır . Ayrı bir kapta ince doğranan soğan yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Doğranmış sakarcalar tuz ilave edilerek tekrar kavrulur . Sakarca içine yumurtaları kırmak için ara ara yer açılır Yumurtalar hazırlanan yere kırılır. Biraz tere yağı kızdırılıp yumurtaların üzerine dökülür. Üstüne bir kapak kapatılarak kısık ateşte yumurtalar pişinceye kadar bekletilir. Arzuya göre karabiber ilave edilir. Yemek servise hazırdır. Afiyet olsun.




7 - GALDİRİK KAVURMASI

Malzemesi

2 bağ kaldirik, 4 baş orta büyüklükte soğan,

Bir kaşık yağ, Yeterince tuz

Yapılışı

Kaldirikler temizlenip yıkanır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır ve süzülür. Soğuk su içinde bekletilen kaldirikler sudan çıkarılarak sıkılıp ince ince doğranır. Ayrı bir kapta ince doğranan soğan yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Doğranmış kaldirik ve tuz ilave edilerek sık sık karıştırılarak kavrulur. Yemek servise hazırdır. Afiyet olsun.




8 - ISIRGAN YAĞLAŞI

Malzemesi

2 bağ ısırgan, Bir kaşık yağ, Bir çay bardağı mısır unu

 Bir su bardağı süt, Yeterince tuz, nane

 Yapılışı

Isırganlar temizlenip yıkanır. Kaynayan suyun içine atılarak haşlanır ve süzülür ve süzgeçten geçirilir. Ezilmiş ısırganlar bir tencereye konur. Mısır unu, yağ,  su,nane ve tuz ilave edilerek, bir süre karıştırılarak pişirilir. İndirilmeye yakın süt ilave edilir. Yemek servise hazırdır.




9 - MISIR YAĞLAŞI

Malzemesi

2 su bardağı mısır unu, Tereyağı,

Peynir ya da çökelek, Su, Tuz,

 

Yapılışı

Normal bir tencerede su kaynatılır. Bir miktar tuz ilave edilir. Kaynayan suya mısır unu yavaş yavaş katılır. Topaklanmaması için sürekli karıştırılır.  İsteğe göre içerisine bir miktar peynir ya da çökelek ilave edilir. Kaselere bölünür. Ayrı bir kapta tereyağı iyice kızdırılır. Sonra Kaselerin üzerinde eşit miktarda gezdirilir. Sıcak servis yapılır. Afiyet olsun.




10 - KEŞKEK

Malzemesi

2 kg. keşkeklik buğday, 1 Adet tavuk,

500 gram fasulye,Tereyağı. Tuz ve yeterince su

 

Yapılışı

Keşkeklik buğday akşamdan fasulye ile ayıklanır ve ıslatılır. Pişmeye hazırlanan tavuk bir tencerenin içinde buğday ve fasulye ile haşlanır. Tavuk haşlandıktan sonra kemiklerinden ayrılır. İnce ince doğranarak aynı tencereye konulur. Kısık ateşte bir miktar kızartılır. Üzerine kızdırılmış yağ koyularak  sıcak servis yapılır. Afiyet olsun.




11- SU BÖREĞİ

Malzemesi
5 yumurta ,
1 bardak süt,
1 çay kaşığı tuz,
Yeterince peynir, Maydanoz,
Zeytinyağı ya da tereyağı,
Yeterince un
 

Yapılışı

Malzemelerin hepsi birlikte karıştırılarak hamur haline getirilir. Küçük küçük parçalara ayrılır. Yufka inceliğinde açılarak temiz bir bez üzerine serilir. Bir tencerede su kaynatılır. Tuz katılır. Ayrı bir kaba soğuk su konur yine tuz ilave edilir. Yufkalar teker teker önce kaynamakta olan sıcak suya sonra da soğuk suya atılır. Suyu süzüldükten sonra yağlanmış tepsiye sıra ile yufka ve önceden hazırlanan peynir, maydanoz karışımı konulur. Yufkaların üzerine eritilmiş tere yağı veya arzuya göre zeytinyağı dökülür. Yer yer bıçak batırılarak aralarının da pişmesi temin edilir.  Kızgın fırında ya da tepside pembeleşinceye kadar kızartılır. Kare şeklinde kesilerek servis yapılır.




12-YUFKA BÖREĞİ

Malzemesi
Buğday  unu ,
yağ,tuz,su,
peynir-maydanoz veya kıyma-soğan-karabiber
 

Yapılışı

Malzemelerin hepsi birlikte kulak memesi yumuşaklığında yoğrulur. Hamur küçük parçalara ayrılır. Yufka şeklinde açılır. Temiz bir bezin üzerine yapışmayacak şekilde serilir. Ayrı bir tarafta yufkaları kurutmak için ateş yakılır. Üzerine sac konulur. Açılan yufkalar birer birer sacın üzerinde kurutulur. Soğumaya bırakılır. Börek yapılacağı zaman geniş bir kabın içine ılık su ve tuz konulur. Yufkalar tek tek ıslatılır. yağlanmış tepsiye dizilir. Arasına arzuya göre hazırlanmış iç peynir- maydanoz veya kıyma-soğan-kara biber konulur. Üzerine tekrar ıslatılmış yufka serilir. Yağlama işlemi tekrarlanarak fırında pişirilir.




13- EV MAKARNASI:

Malzemesi
4 yumurta,
buğday unu,
su,tuz
 Yapılışı

Malzemelerin hepsi birlikte yoğrularak sert bir hamur haline getirilir. Hamurlar iri iri parçalara ayrılır. Yufka şeklinde açılır. Üzerine mısır unu serpilir. 5-6 yufka bir araya getirilerek şeritler halinde kesilir. Kesilen yufkalar temiz bir bez üzerine serilerek kurmaya bırakılır.




14- HAMSİ TAVASI

Malzemesi
1 Kg Hamsi ,
1 Çay bardağı zeytinyağı,
Biraz mısır unu ,
 limon ve tuz
 Yapılışı

Hamsiler ayıklanır. Yıkanıp tuzlanarak iki tarafı da unlanır ve bir tavada yağ kızdırılır. Hamsiler tavaya düzgün bir şekilde yerleştirilir. Hamsiler kızartılır. Tavanın kendi kapağı ile çevrilerek diğer tarafı da kızartılır. Hamsiler ayıklanır. Yıkanıp tuzlanarak Servis tabağına alınarak üzerine limon sıkılır.




15- HAMSİ IZGARASI

Malzemesi
1 Kg Hamsi ,
1 Çay bardağı zeytinyağı,
Biraz mısır unu ,
 limon ve tuz
 

Yapılışı

Hamsiler ayıklanır. Yıkanıp tuzlanarak iki tarafı da unlanır ve Hamsiler ızgaraya  düzgün bir şekilde yerleştirilir. Hamsiler kızartılır. Hamsiler  çevrilerek diğer tarafı da kızartılır. Servis tabağına alınarak üzerine limon sıkılır. Afiyet olsun.




16-KABAK TATLISI

Malzemesi
1’ kg kış kabağı,
 2 bardak toz şeker,
1 çay bardağı çekilmiş fındık içi.
 

Yapılışı

Kabak dilimlenerek kabukları soyulur. Bir tencereye dizilir. Kabakların üzerine örtecek kadar su konulur. Suyunu çekinceye kadar orta ateşte pişirilir. Daha sonra fırın tepsisine yerleştirilerek üzerine seker serpilip fırına sürülür. Pişince fırından alınarak soğumaya bırakılır. Üzerine çekilmiş fındık içi veya ceviz serpilir




 17-AŞURE

Malzemesi
3 su bardağı aşurelik buğday 
1,5 su bardağı pirinç
1,5 su bardağı nohut
1,5 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
5-6 adet incir
3-4 dilim portakal kabuğu
5-6 su bardağı şeker
2-3 avuç sındık veya ceviz içi
5-6 adet kayısı,tarçın ,nişasta, nar taneleri,
1,5 su bardağı fasulye
1 paket vanilya
 

Yapılışı

Akşamdan buğday ve fasulye ayıklanır nohut yıkanır ayrı ayrı ıslatılır, bu malzemeler bir kapta haşlanır haşlanan malzemeler bir tencereye konulur üzerine su ilave edilir. Bir süre pişirilir, Sonra pirinç, kuru üzüm ,incir, vanilya, portakal kabuğu, kayısı, sulandırılmış nişasta ve şeker katılarak kaynatılır. Kıvamı koyulaşınca ateşten indirilir. Üzerine fındık veya ceviz içi ile nar taneleri ve tarçın dökülerek servis yapılır.




18-UN HELVASI

Malzemesi
1’ kg buğday unu
1’ kg şeker.
1 büyük paket margarin
1,5 su bardağı un .
 

Yapılışı

Un, yağ ile pembeleşenciye kadar kavrulur. Ayrı bir kapta şeker soğuk su ile karıştırılarak şerbet hazırlanır. Sonra bu şerbet kavrulmuş unun üzerine yavaş dökülerek iyice karıştırılır. İçine arzu edilirse fındık veya ceviz içi de ilave edilir.




19-MISIR EKMEĞİ (ÇÖREK) 

 
Malzemesi

: 1  kg mısır unu, su,tuz.

 

Yapılışı

Un elendikten sonra bir kaba konulur. Üzerine bur miktar tuz ilave edilir. Ilık su ile yoğrulur. Yağlanmış tepsiye serilerek fırına sürülür. Kızarıncaya kadar pişirilir. Hamurlar sac üzerinde de pişirilebilir.




20-SAC EKMEĞİ

Malzemesi

Mısır unu,su, tuz.

 

Yapılışı

Mısır unu, su ve tuz birlikte yoğrulur. Hazırlanan, hamur ateşin üzerindeki un serpilmiş kızgın sacın üzerine serilir Altı kızardıktan sonra ekmeğin üstü sacın altında yanmakta olan ateşte eğiş yardımıyla kızartılır.




21-ELMA REÇELİ

Malzemesi

1’ kg elma 2’ kg şeker ,limon yada limon tuzu

 

Yapılışı

Elmalar yıkanır. ince ince dilimler halinde doğranır bir kaba konularak üzerine şeker dökülür. Bir gece bekletilir. İstenilen miktarda su katılarak ocağa konulur iyice kaynatılır. Limon ya da limon tuzu ilave edilir. Biraz daha kaynatılarak ocaktan indirilir.




22-FASULYE TURŞUSU

Malzemesi

3-4 kg fasulye, sarımsak, biber, tuz

 

Yapılışı

Fasulyeler ayıklanır haşlanarak süzülür. Biber tuz ve sarımsak ilave edilir. Fasulyelerle karıştırılarak bir kapta üzerine su katılır bir hafta bekletilir.

 




23-FASULYE TURŞUSU KAVURMASI  

Malzemesi

 Bir tabak fasulye tursusu iki orta büyüklükte kuru soğan ve yağ

 

Yapılışı

İnce kıyılmış soğan yağda pembeleşinceye kadar kavrulur. Üzerine fasulye turşusu katılarak karıştırılır. Bir süre kavrulur.

 
Türküler
Ordunun Dereleri Unyeden Ciktim Cambasina Ciktim Su Akkusun Gurgenleri Aksam Oldu Yaniyor (Oy Kemençe Kemençe) Boztepenin Basinda Ordunun Sokaklari Hekimoğlu Yolun Sonu Gorunuyor Halil Ibrahim Durnam Bahceye Gel Bahceye Dalda Findik Kalmasin Ekini Bice Bice Duz Mahalle Icinde Persembenin Duzleri Oy miralay miralay Boztepe''ye çikmali Kemençemin Telleri
 
Sülale Soy İsimleri

SOY İSİMLER
AKSOY
AKBOLAT
AYDIN
BÜLBÜL
CİN
COŞKUN
COLDUR
ÇEKLİ
ÇETİNKAYA
ÇİÇEK
DALMIŞ
DANIŞ
ERCAN
ERDOĞMUŞ
ERYİĞİT
ESEN
GÜNER
GÜRSOY
GÖKBUDAK
İŞÇİMEN
KACAMER
KAÇMAZ
KAÇAN
KAPICI
KAPLAN
KARAYEL
KARAYANIZ
KARAKUŞ
KARAVUŞ
KAYA
KAYKUN
KURT
ÖRSÜN
YALÇINKAYA
YILMAZ
YÖRÜK
 

 
ATATÜRK

Duyurular

KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN


Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: 

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."
(Kadir Suresi

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki:

"Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."


Kadir Gecesi Geçmişmidir Yoksa Tekrar Etmekte midir?

Kadir gecesi, meşhur olduğu üzere, Kur'ân'ın nazil olduğu veya sabahında Bedir zaferinin vuku bulduğu gece olduğuna göre o bir defa olmuş geçmiştir. Her sene Ramazan'da olacak olan onun şeref ve hatırasıdır, demek olur. Nitekim bazıları onun bir defa olup kalktığını kabul etmişlerdir. Fakat Kadir gecesi onlardan dolayı değil, onlar Kadir gecesine rastlamış olduğuna göre de Kadir gecesi bütün sene içinde gizli olup, en çok Ramazan'da ve en çok son onunda ve en çok yirmi yedinci veya sonuncu gece olması ihtimali en galip bulunan mübarek bir takdir gecesi olarak tekrar eder ki, bilinen, çoğunluğun görüşü de budur.

Kadir Gecesi Her Sene Ramazanın Aynı Gününe mi Geliyor?
Hayır. Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur'an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın üçüne alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın üçüne geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur'an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.

İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor. (4) 


Kadir Gecesi Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur.

Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar.Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.

Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur.


Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?

Kadir gecesinin, Ramazanı şerifin 20.sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dair müteaddit hadis şerifler varid olmuştur. Birinden itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyüklerimiz de vardır.

İmamı Şa'rani Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazanı şerifin giriş günlerine göre şöyle tesbit  etmiştir. İmamı Şarani Hazretleri 30 sene Kadir gecesiyle bu tarife göre müşeref olmuşlardır. Bir çok Allah dostuda bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.
  • Pazar günü girerse 29.gece, 
  • Pazartesi girerse 21.gece
  • Salı girerse 27.gece
  • Çarşamba girerse 19.gece,
  • Perşembe girerse 25.gece,
  • Cuma girerse 17.gece
  • Cumartesi girerse 23.gece

Kadir Gecesinin 27.Gecedir  Diyenlerin Delilleri

Ulemanın ekserisi "Leyle-i kadir ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir." demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: "Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir."

Bu nakli  delile ilaveten akli bir delil ile mevzûu  daha belirgin hale getirmek istiyorum. Süre-i celilede (Kadir Suresi) "Leylet'ül Kadri" lafzı üç yerde geçmektedir. Bu lafzın harfleri dokuz tanedir. Bu sayıyı üçle çarptığımız zaman çıkan yekün de yirmi yediyi göstermektedir. (3)


Her geceyi kadir, her gördüğünü Hızır bilmek

Din adamlarının bazısı, leyle-i kadrin senenin günleri içinde gizlenmiş olduğunu söylemişlerdir. İhmalkarlık yapmasınlar ve diğer geceleri de ihya etsinler diye bu gecenin gizlendiğini ifade etmişlerdir.

Hızır aleyhisselam da gizlenmiştir. İlim adamlarına ve zahid kimselere gösterilen alaka, fukara ve gurebaya da gösterilmelidir. bu ihitimalden dolayı:

"Her geceyi kadir bil, her gördüğünü Hızır bil" denilmiştir. (3)

Cenab-ı  Hak bu geceyi hakkıyla ihya eden kullar arasına bizleri de ilhak eylesin ve bizi zatına kul ve Habine ümmet olma şerefinde daim eylesin.


Kadir Gecesini nasıl ihya edeceğiz?

  • Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.
  • Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı.
  • Az da olsa sadaka vermeli.

  • Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır.
1.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü
2.rekatta : 1 Fatiha
3 İhlası Şerif 
3.rekatta : 1 Fatiha
3 İnna enzelnâhü

4.rekatta : 1 Fatiha
3 İhlası Şerif  

Namazdan sonra 1 defa:


Allahü ekber Allahü ekber La ilahe  illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd.

100 defa Elem neşrah leke...   

100 defa
İnna enzelnâhü 

100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz'e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:



Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni, okunup dua yapılır.

Mümkünse, kandil  gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır.


ve bir müjde ile noktalıyalım:

"Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibi sevâb kazanır"

hadîs-i şerîfini düşünülerek, sık sık vâki olan 27. gece ihyâ edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevâba kavuşulur.   (5)

Kaynaklar

1) Elmalı Tefsiri
2) Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen Dua ve İbadetler, Fazilet Neş.1983
3) Kürsiden Mü'minlere Sohbet ve Nasihatler, 1.Cild, Mehmed Emre, Erhan Yayınları, 1998
4) Mehmet Ali Demirbaş, Kadir Gecesi
5) Prof.Dr.Ramazan Ayvallı, Kadir Gecesi


Referandumda neyi oylayacağız?
Yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesi ve HSYK yeniden yapılandırılırken, pakette kadına pozitif ayrımcılıktan kişisel verilerin korunmasına, seyahat hürriyetinden memura toplu sözleşme hakkına ve grev yasaklarının kaldırılmasına, askere sivil mahkeme yolunu açan düzenlemeden Yüksek Askeri Şura(YAŞ) kararlarının yargıya açılmasına kadar birçok alanda köklü değişiklikler yapılıyor. Temmuz ayının ilk haftasında referanduma sunulması beklenen Anayasa değişiklik paketinde halk, şu maddeleri oylayacak:

KADINA POZİTİF AYRIMCILIK
1. MADDE: Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan pozitif ayrımcılığı içeriyor. Buna göre maddeye "Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz." cümlesi ile "Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz." fıkrası ekleniyor.

KİŞİSEL BİLGLİER

2. MADDE: Madde, kişisel verilerin korunmasını içeriyor. Buna göre, Anayasasının 20. maddesine Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenecek.

SEYAHAT HÜRRİYET

3. MADDE: Öngörülen değişiklik, vatandaşların yurtdışı seyahatlerini içeriyor. Buna göre, Anayasanın 23. maddesinin 3. fıkrası şöyle değiştirildi. Buna göre, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilecek.

ÇOCUKLAR ÖZEL KORUMA ALTINA ALINIYOR


4. MADDE: Anayasanın 41. maddesinde Ailenin korunması ve çocuk haklarını ele alıyor. Maddeye, "Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır." hükmü ekleniyor.

SENDİKAL HAKLAR GENİŞLİYOR


5. MADDE: Anayasanın 51. maddesinin 4. fıkrası, aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağını hükmü getiriyor. Yapılan değişiklikle, Uluslararası Çalışma Teşkilatının (ILO) Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87. Sayılı Sözleşmesine aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.

MEMURA TOPLU SÖZLEŞME GELİYOR

6. MADDE: Teklifin 6.maddesiyle memurlara sözleşme hakkı getiriyor. Buna göre, Anayasanın 53. maddesinin mevcut düzenlemesinde, memur ve diğer kamu görevlilerinin sadece toplu görüşme hakkı tanıyor. Maddeye eklenen yeni hükümlerle, memur ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı getiriliyor.

GREV VE LOKAVAT HAKKI


7. MADDE: Grev ve lokavt hakkına sınırlamalar getiren, Anayasanın 54. maddesinin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılıyor. Böylece sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış oluyor.

8. MADDE: Siyasi partilerin kapatılmasını öngören bu madde, yeterli çoğunluk sağlanamadığı için paketten düştü.

KAMU DENETÇİLİĞİ

9. MADDE: Kamu denetçiliği (ombudsman) kurumu oluşturuluyor.

MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞMEYECEK

10. MADDE: Milletvekilliğinin düşürülmesi uygulamasını kaldırıyor.

TBMM BAŞKANLIK DİVANI

11. MADDE: Anayasanın 94. maddesinin 3. fıkrasında değişiklik yapılmasını öngörüyor. Buna göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı seçimlerinin her yasama döneminde iki kez yapılması ve ilk seçilenlerin görev süresinin iki yıl olması, ikinci devre için seçilenlerin görev süresinin ise o yasama döneminin sonuna kadar devam etmesi öngörülüyor.

YAŞ KARARLARI YARGIYA AÇILIYOR

12. MADDE: Anayasanın 125. maddesinde değişiklik yapılarak, Yüksek Askeri Şurası(YAŞ)'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolunun açılması öngörülüyor. Ayrıca yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacak.

TOPLU SÖZLEŞME HAKKI

13. MADDE: Anayasanın 53. maddesinde yapılan değişiklikle, memur ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı veriliyor. Anayasanın 128 inci maddesinde ise, memur ve diğer kamu görevlilerinin nitelik, atanma, aylık, ödenek gibi özlük haklarının kanunla düzenleneceği hükmü yer almaktadır. 53 üncü maddede yapılan değişikliğe paralel olarak, memur ve diğer kamu görevlilerinin malî ve sosyal haklarına ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin saklı olduğu hükme bağlanıyor.

KINAMA CEZALARI YARGIYA AÇIK

14. MADDE: Anayasanın 129. maddesinde yapılan değişiklikle disiplin kararlarını düzenliyor. Buna göre, Memurlar ve diğer kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama cezalarının da yargı denetimine açılması öngörülüyor.

HAKİM VE SAVCILARIN DENETEMİ

15. MADDE: Anayasa'nın 'Hakimler ve Savcıların Denetimi' başlıklı 144. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılacak.

ASKERE YARGIYA YOLU

16. MADDE: Anayasa'nın Askeri yargıyı düzenleyen 145. maddesinde değişiklikle askere sivil mahkeme yolu açılıyor. Buna göre, Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz. Askerî mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir. Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPISI DEĞİŞİYOR

17. MADDE: Anayasa'nın 146. maddesini yeniden düzenlemeyi öngörüyor. Yeni düzenlemeyle Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı 11'den 17'ye çıkartılıyor. Üyelerinin 3'ünü TBMM, 14'ünü ise Cumhurbaşkanı seçiyor. Buna göre, halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan Anayasa Mahkemesi, taslaktan farklı olarak 17 asıl üyeden oluşacak. İlk taslakta bu sayı 19 olarak öngörülüyordu. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3'er aday arasından; 1 üyeyi baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3'er aday içinden; 3 üyeyi ise YÖK'ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3'er aday içinden seçecek. Böylece, Cumhurbaşkanı taslaktan farklı olarak Askeri Yargıtay'dan üye seçmiş olacak. Cumhurbaşkanının direkt olarak seçeceği üye sayısı taslaktakinden farklı olarak düşürülüyor. Taslakta, Cumhurbaşkanının 7 üyeyi direkt olarak seçmesi öngörülüyordu. Teklifte bu sayı 4'e indiriliyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı bu 4 üyeyi; üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1. sınıf hakim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçecek. Anayasa Mahkemesinin 3 daireden oluşması yönünde taslakta yer alan düzenlemeden de vazgeçiliyor. Yüksek Mahkeme, iki bölüm ve Genel Kurul olarak çalışacak. Anayasa Mahkemesi üyeleri, gizli oyla bir başkan ve iki başkanvekili seçecek. Süresi bitenler yeniden seçilebilecek.

ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİN GÖREV SÜRESİ 12 YIL


18. MADDE: Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerini düzenleyen 147. maddede değişiklik öngörüyor. Buna göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 12 yılla sınırlıyor.

KOMUTANLARA YÜCE DİVAN YOLU


19. MADDE: Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Bireysel başvurunun taslakta öngörülen, ''anayasa şikayeti'' ile sınırlı olması uygulaması kaldırılarak, bireysel başvuru hakkı genel tutuluyor. Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN ÇALIŞMA USULÜ

20. MADDE: Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen 149. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesinin bölümleri başkanvekilinin başkanlığında 4 üyenin katılımı ile toplanacak. Genel Kurul ise mahkeme başkanının veya başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak. Bölümler ve genel kurul, kararlarını salt çoğunluk ile alacak. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturabilecek.

Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara Yüce Divan sıfatıyla Genel Kurul bakacak. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanacak. Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tam sayısının üçte ikisinin oyu aranacak.

ASKERİ YARGITAY ÜYELERİNE HÂKİMLİK TEMİNATI

21. MADDE: Anayasa'nın, Askeri Yargıtay'a ilişkin düzenleme içeren Anayasa'nın 156. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hakimlik teminatı esasları dikkate alınacak.

YÜKSEK ASKERİ İDARE MAHKEMESİ

22. MADDE: Yüksek Askeri İdare Mahkemesi'ne hakimlik teminatı getiriyor.

HSYK'NIN ÜYE SAYISI 22'YE ÇIKIYOR

23. MADDE: Anayasa'nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısını düzenleyen 159. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, HSYK'nın halen 7 olan asıl üye sayısı 22'ye, 5 olan yedek üye sayısı ise 10'a çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. Teklifte, Adalet Bakanının kurul başkanlığını yürütmesi korunuyor. Adalet Bakanlığı Müsteşarının kurulda yer alması uygulaması da sürecek. Kurulun, 4 asıl üyesi, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 7 asıl ve 4 yedek üyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca, dört yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilecek. Kurulun ''meslekten çıkarma'' cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getiriliyor. Kurulun diğer kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacak.

EKONOMİK SOSYAL KONSEY

24. MADDE: 'Ekonomik ve Sosyal Konsey' Anayasa kapsamına alınıyor. Konsey, ekonomiye ilişkin konularda hükümete danışmanlık yapacak.

DARBECİLERİ KORUYAN GEÇİCİ MADDE KALDIRILIYOR


MADDE 25: 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılıyor. Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor

GECİÇİCİ MADDELER


26. MADDE: İKİ geçici maddeden oluşan çerçeve madde, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısıyla ilgili geçici düzenlemeleri içeriyor. Parti kapatmalarla ilgili geçici düzenleme ise 8. maddenin düşmesi çerçevesinde yeterli oyu alamayarak paketten çıktı.

YÜRÜRLÜK MADDESİ


27. MADDE: Teklif, halkoyuna sunulması halinde ise tümüyle oylanacak.


ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN HOŞGELDİN

Yeryüzünde bir milyarı aşkın müslüman için kutsal bir ay olan RAMAZAN ayı geldi. Onu kutsallaştıran şeylerin başında Kuran'ın o ayda inmeye başlaması ve Oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmesi geliyor. Tüm müslümanlara Ramazan ayı mübarek olsun temennisiyle Yüce Allahtan Af ve mağfiret diliyoruz.




Ramazan-ı Şerif ve Oruç

Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.

Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet şuûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baskı altında tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir. Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan “sabır, irâde, nefsî arzulardan uzaklaşma” gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.

Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rızâ, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlıkla nîmetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükrân duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kıskançlık gibi kitleyi huzûrsuzluğa boğan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

Ashâb-ı kirâmın oruca karşı çok büyük rağbetleri vardı. Onlar, tahammülü güç sıcak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kısmının, güneş ışığının yakıcılığından korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile güneş ışığından ve sıcaktan korunmaya çalışırlardı. Bütün bunlara rağmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarını devam ettirirlerdi.

Şakîk-i Belhî buyurur:
“İbâdeti lâyıkıyla îfâ edebilmek, bir san’attır. Onun kazanç mekânı, halvet; vâsıtası ise açlıktır.”
O açlık ki, modern tıpta bile diyet adıyla sıhhatli kalmanın en birinci şartıdır. O açlık ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir.

Rivâyet olunur ki, nefis, yaratıldığı zaman çeşitli iptilâ ve mahrûmiyetlere rağmen Cenâb-ı Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlık sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açlığa katlanabilmek kadar müessir başka bir husûs yoktur. İrâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karşı koyabilmenin temel şartlarından biridir.

Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- buyurur:
“İnsanın asıl gıdâsı Allâh’ın nûrudur. Ona aşırı ten gıdâsı vermek lâyık değildir. İnsanın asıl gıdâsı, ilâhî aşk ve ilâhî akıldır.”
“İnsan, asıl rûhânî gıdâsını unuttuğu ve ten gıdâsına düştüğü için huzûrsuzdur. Doymak bilmez. İhtirasından yüzü sararmış, ayakları titremekte, kalbi telaşla çarpmaktadır. Nerede yeryüzü gıdâsı, nerede sonsuzluğun gıdâsı?!.”
“Allâh şehîdler için: Rızıklandılar. diye buyurdu. O mânevî gıdâ için ne ağız, ne de cesed vardır.”

Hazret-i Lokmân, oğluna şöyle nasîhat ederdi:
“Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, âzâlar ibâdetten geri kalır.”

Velîlerden bir zât şöyle derdi:
“Çeşit çeşit yiyeceklerle midesini fesâda uğratan zâhidden Allâh’a sığınırım.”

Âişe -radıyallâhü anhâ-:
“Melekût kapısını açmak için gayret edin!” demişti.
Sordular:
“–Ne ile?”
Mü’minlerin annesi şöyle cevap verdi:
“–Açlık ve susuzlukla!”
Sayılı günlerden ibaret olan oruç, yine sayılı günlerden ibaren olan hayatımıza incelik, derinlik ve zerâfet kazandırır.
Çünkü tokluk, nefsânî arzuları tahrîk ederken; açlık, -çok had safhaya varmadıkça- tefekkür ve tehassüs melekesini güçlendirir. Bundan dolayı akıl hastalarına ilk tatbîk edilen tedâvî perhizdir.

Bununla beraber oruç, bir ibâdet olduğundan, sırf o gâye ile icrâ edilmelidir. Onun faydaları gâye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çıkar. Yâni oruçlarımızda mide dolgunluklarını önlemek, kilo vermek gibi gâyeler olmamalıdır. Böyle oruçlarda rızâ-yı ilâhî düşünülemez. Bedenî hareketlerin faydasını kasdederek veya gaflet ve kasvet-i kalb ile kılınan namazlar bile bu kabîldendir. İbâdetler, yalnız rızâ-yı ilâhiyyeyi tahsîl gâyesi ile yapılır. Bu gâyenin gerçekleşmesi için, kalbin seviye kazanması, hamlıktan kurtulup kemâle erişmesi zarûrîdir.

Ramazan-ı Şerîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in de tavsıyelerinde yer alan belli başlı birtakım husûslara dikkat etmek îcâb eder:

a. Kelime-i şehâdet,
b. İstiğfâr ve zikir,
c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih,
d. Cehennemden kurtuluş için harâmlardan ve kerâhetten sakınmak,
e. İmkânlar nisbetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, kırık ve mahzûn kalblerin duâsını almak,
f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek.
Ve emsâli...
Ramazan-ı Şerîf, mü’minlere fazîlet ve olgunluk kazandırabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağıza bir şey girmemeğe dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakınmalı ve orucun fazîletini azaltmamalıdır.
Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:
“Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandır.”
Denildi ki:
“(Oruçlu) onu ne ile zedeler?”
Buyurdular:
“Yalan ve gıybetle...” (Nesâî; Mu’cemu’l-Evsât)
Çünkü yalan ve gıybet sahipleri, gündüzleri helâl yiyeceklerden nefislerini mahrûm bırakarak oruç tutarlar, ancak yalan ve gıybetleri sebebiyle de insan eti yiyerek mânen harâmla iftar etmiş sayılırlar. Bu şekilde zâhiren oruçlu olup mânen gıybet sebebiyle iftar etmiş olanlar hakkında Süfyân-ı Sevrî Hazretleri, takvâ ölçülerine göre:
“Gıybet edenin orucu bozulur.” demiştir.
Hazret-i Mücâhid de, aynı hassâsiyete binâen:
“Gıybet ve yalan orucu bozar!” buyurmuştur.
Yâni gıybet edip yalan söyleyerek oruçlarını mânen sakatlayanlar, orucun asıl matlûb olan bir kısım yüksek fazîletinden tamamen mahrûm kalırlar.
Bunun içindir ki, dünyâ gâyeleri ile bulandırılmış, riyâ, gösteriş ve gafletle kirlenmiş oruçlar ve namazlar hakkkında Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar:
“Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine orucundan kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar olur ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.” (Taberânî)
Namazlar, bilhassa gece namazı olan terâvih ve teheccüdler, kalbe huzûr sağlamalıdır. Bu mübârek ayda namazlara daha da itinâ etmeli, Kur’ân-ı Kerîm’i huşû ile okumalı, zikirle rûhumuzu inceltmeli, zekât ve sadakalar ile de, vicdan huzûruna kavuşmalıyız. Kur’ân-ı Kerîm Ramazan ayında dünyâ semâsına indirildiği için bu mübârek ayda Kur’ân terbiyesine girmeli, o istikâmette ibâdetler değerlendirilmelidir.
Kur’ân-ı Kerîm, asıl kalble okunur. Gözün vazîfesi, kalbe gözlük
olabilmektir.
Ramazan-ı Şerîf’in diğer bir kıymeti de mü’minlere feyz ü bereket dolu bir Kur’ân hayatı yaşatması bakımından mütâlaa olunmalıdır.
Ramazan-ı Şerîf, oruç ve Kur’ân arasında ince bir râbıta ve derin bir yakınlık vardır. Hayat ve ölüm öğütlerini, Kur’ân-ı Kerîm’den başka hangi salâhiyetli kürsüden dinlemek mümkündür?
Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:
“Oruçla Kur’ân, kıyâmet gününde kula şefâat edecektir. Oruç, sabrın yarısıdır.” buyurmuşlardır.
Orucun ecri Cenâb-ı Hakk katında mahfûzdur. Hadîs-i kudsîde buyurulur:
“Âdemoğlunun her amel ve hareketi kendisine âiddir. Oruç ise böyle değil! Çünkü o, benim içindir. (Çünkü ben yemem, içmem ve bütün beşerî sıfatlardan münezzehim.) Dolayısıyla ben, onun mükâfâtını (husûsî bir şekilde) bol bol vereceğim.”
Bu hadîs-i kudsînin ardından Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:
“Oruçlunun sevineceği iki ferâhlık vardır:
1. İftâr ettiği zaman (Cenâb-ı Hakk’ın nîmetlerine kavuştuğu için) sevinir.
2. Rabbine kavuştuğunda da orucu berekâtıyla nâil olduğu yüksek derece için sevinir.” (Buhârî)
Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hakk, oruca olan rağbeti beyânın yanında ona vereceği mükâfat ve karşılığı, beşerin oruca olan rağbetini te’mîn zımnında saklı tutmuştur. Tıpkı bir müsâbakada câzibeyi artırmak için saklı tutulan çok büyük bir mükâfat gibi...
Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükrân hisleri uyandıran, yoksulların, çâresizlerin hâlinden anlama şuûru veren, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, maddenin esâretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî bir meziyyete eriştiren bir ibâdettir.
Ramazan-ı Şerîf orucu, terâvih namazı, sahur ve seher uyanıklığı bakımından çok mühimdir. Hadîs-i şerîfde buyurulur:
“Allâh -celle celâlühû-, size Ramazan-ı Şerîf orucunu farz kılmıştır. Ben de gece namazını, terâvihi sünnet kıldım. Eğer bir kimse îmânlı bir yürekle ve sevabına ermek emeli ile Ramazan-ı Şerîf orucunu tutar, terâvih namazını kılarsa, anadan doğduğu gibi günâhlarından kurtulur.”
Hâli ile oruç ve namazın îfâsının kabûlünde kalbin seviye kazanması, yâni “huşû” şarttır. Namazlar, sür’atli kılınarak bir hazım vâsıtası olmamalıdır.
Ramazan-ı Şerîf’in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsûs olan gufrân yağmurlarından istifâde zarûrîdir. Zîrâ taşa veya denize yağan nisan yağmurunun hiçbir fâidesi yoktur. Ancak takvâ neş’esiyle bu şükrân ve gufrân faslının tadını çıkarabiliriz.
Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:
“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)
Yâni beşerî suçlar ve günâhlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Şeytanın şerri de biter. Ancak nefsin şerrine dikkatli olmak gerekir...
Hadîs-i şerîfte buyurulur:
“Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek şöyle der:
{Allâh’ım! Bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlar kıl!..}......” (Taberânî)
Yine Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyurur:
“Oruç tutunuz ki, sıhhat bulunuz!” (Taberânî)
“İftarı acele ediniz; sahûru geciktiriniz!..”
Oruçlarımızı sakatlayacak ihmâllerden kaçınmak îcâb eder. Öfkeden şiddetle uzaklaşmalıdır.
Hadîs-i şerîfde buyurulur:
“Oruç, sadece yemek, içmek vesaireden kesilmek değildir. Kâmil ve sevablı oruç, ancak faydasız laftan, boş vakit geçirmekten, kötü söylemekten (dedikodudan) ve nefs-i emmârenin bütün temâyüllerinden vazgeçmektir. Şâyet biri sana söver, yahut sana karşı câhilce herhangi bir harekette bulunursa, kendi kendine: {_F deüphesiz ki ben oruçluyum!} de; sabret!” (Hakim , Beyhakî)
Zîrâ Ramazan-ı Şerîf’in bir adı da feehru’s-sabırdır.
Sabır, güzel ahlâkın ağırlık merkezidir. Îmânın yarısı, ferah ve seâdetin anahtarıdır. Cennet nîmetlerine kavuşturan büyük bir nîmettir.
Dîn ve ahlâkda sabır, hoşa gitmeyen ve ızdırap veren hâdiseler karşısında muvâzeneyi bozmadan sükûnete bürünmek, Hakk’a teslîm olmakdır.
Enbiyâ ve evliyâ, sabırla Allâh’ın yardımına nâil oldular. Onlar bizim yüksek örneklerimiz olmalıdır.
Sabrın dünyevî tarafı acı, âhıret tarafı çok parlaktır. Sabrın acılarını sîneye çekenler, ebediyyet devleti olan cennete ve Allâh’ın rızâsına kavuşurlar.
Her hâlukârda Allâh’ın emir ve yasaklarındaki nîmet, hikmet ve ilâhî mükâfâtları düşünmek, sabrı kolaylaştırır.
Sabrın ilk şartı da, hâdise ile ilk karşılaşma zamanında olmasıdır. Tavı geçmiş bir sabrın, fazla bir mükâfâtı yoktur.
“Sabûr” ism-i şerîfinin en güzel tecellî merkezi peygamberler ve evliyâullâhdır. Nitekim onlardan bizlere intikâl eden en güzel ahlâk-ı seniyyeden biri olarak varlık ve darlık zamanlarında sabır, çok mühimdir.

***
Oruçlarımızı Allâh -celle celâlühû- beraberliğinde tutmamız için “sahur, terâvih, zikir, Kur’ân ve duâ” gibi mânevî istinadlardan lezzet almak îcâb eder.
İftar zamanı da, duâların kabûl olduğu ince bir vuslat demidir. Bunun içindir ki, bu heyecanlı anların birlikte yaşanması da ayrıca bir rahmet ve huzûr kaynağıdır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:
“Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi -oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeden- ecir alır.” (Tirmizî)
Bu müjdeyi duyan ashâb-ı kirâmın fakîrleri, Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e gelerek kendilerinin zenginler gibi oruçluyu doyuracak derecede iftâr yemeği vermeye güçlerinin yetmediğini hüzünle arzettiklerinde de Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:
“Kim bir oruçluyu bir hurma ile iftâr ettirirse veya bir içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftâr ettirirse, Allâh Teâlâ, ona aynı sevabı verir.”

***
Nâfile oruçlarda ayrı bir hassasiyet vardır. Zîrâ has kulların amelinin esası sıdktır. Bu da, niyyetin hâlisiyyeti ve nefsin tezkiyesi nisbetindedir.
Bu husûsda gerek nâfile oruç tutmak, gerek oruçsuzluk, gerek oruç tutmayanların ısrarı ile nâfile orucu bozmak, gerekse bozmamak şeklinde sağlam bir niyete bağlı olan her amel efdaldir.
Ebû Saîd -radıyallâhü anh- anlatır:
“Ben Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbı için bir yemek hazırlamıştım. Yemeği kendilerine takdîm edince, aralarından bir kimse çıkıp Ben oruçluyum! dedi. Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:
“–Kardeşiniz sizi çağırdı ve sizin için hazırlık yaptı. Şimdi sen oruçluyum diyorsun. Orucunu boz ve onu bir başka gün kazâ et!» buyurdu.” (Tirmizî, Ebû Dâvûd)
Orucu bozmamakla alâkalı rivâyet ise şöyledir:
“Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- ve ashâbı, Bilâl -radıyallâhü anh-’ın oruçlu olduğu bir mecliste yediler ve içtiler. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:
{ Biz rızkımızı yiyoruz.. Bilâl’in rızkı ise cennettedir.} buyurdular.” (İbn-i Mâce)
Bu hadîs-i şerîfler gösteriyor ki, niyet ve kalbin durumuna göre nâfile orucu îcâb ettiğinde bozup bozmamak husûsunda her iki davranış da câizdir.
Amellerin değerlendirilmesi Allâh’a âiddir. Ömrün hayırlısı, O’nun yanında geçen ve O’nun uğrunda harcanandır. İnsan, mezara indirilirken fânî hayatın ancak hâtıraları ile gömülecektir. Mezarlar, amel-i sâlihden başka hiçbir şeyin giremediği mekânlardır.
Allâh rızâsına uygun düşmeyen bir hayat, çöllerdeki seraplara benzer. Hakîkatten nasîbsiz hayâlden ibârettir.
Hadîs-i şerîfde:
“Mü’min öldüğü zaman, namazı baş ucunda, sadakası sağında, oruç göğsünde bulunur.” buyurulması, bunun en güzel bir delîlidir.
Allâh’ın sonsuz kereminden umulur ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in buyrukları sebebiyle bizlerin mübârek Ramazan ayının biraz daha fazla kıymetini bilmemize, ona daha fazla değer verip daha fazla sevap işlememize ve daha az günâha girmemize sebep olur.
Hadîs-i şerîfde buyurulur:
“Eğer insanlar, Ramazan-ı Şerîf’in ne olduğunu lâyıkıyla bilselerdi, senenin tamamının Ramazan olmasını arzu ederlerdi.”
Günlerimiz mübârek, Ramazan-ı Şerîf’imiz makbûl olsun!..
İstikbâl mü’minlerindir...



Motif Trikodan Ahde Vefa

Motif Trikonun sahiplerinden Şakir ÇOBAN ve kardeşleri tarafından doğup büyüdükleri yer olan Kayabaşı köyüne camii yaptırdılar. Cami gerek işçiliği ve estetiği ile hem tarihi hem de modern yapılaşmanın örneklerini taşımaktadır.

Caminin açılış töreni bugün Kayabaşı Köyünde yapıldı. Törene İlçe Kaymakamımız Mustafa MENDEŞ; Belediye Başkanımız İzzet GÜNDOĞAR, Çakırlı Belediye Başkanı Mehmet ER, Pelitözü Belediye Başkanı Mehmet PÜRÇEK, İl Genel Meclis üyeleri, İlçe müftümüz daha Önce İlçemizde Müftülük yapmış halen Beylikdüzü Müftülüğü yapmakta olan Süleyman KÜÇÜK, Çatalpınar ve Kabataş Müftüleri İl İlçe kamu kurumlarının bazı müdürleri katıldılar.

Açılışta ilk olarak sözü Motif Triko yönetim kurulu başkanı Şakir ÇOBAN alarak bu merasime bizleri kırmayarak katılan herkese teşekkürlerini iletti. Belediye Başkanımızda bu törende bir söz alarak bu yapılan hizmetin Kayabaşı Köyümüze hayırlı uğurlu olmasını dilediğini belirterek. Bu güzel mekânda ibadet etmenin hazını bütün hemşerilerimiz yaşamasını temenni ediyorum dedi.

Tören Çatalpınar Müftüsünün duası, açılış kurdelesinin kesimi ve verilen ikramların yenmesi ile bitti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



KÖY DEĞERLERİNİ KORUMA VE GÜVENLİK KOMİSYONU KURULDU

GÜVENLİK KOMİSYONU
Köy Değerlerini Koruma Ve Güvenlik Komisyonu 05/07/2010 Tarihinde Dernek Yönetim Kurulunun almış olduğu kararla kurulmuştur. Komisyonda Görevlendirilen Üyelerimiz en kısa zamanda yayınlanacaktır. Komisyonumuzun Hemşehrilerimize hayırlı olmasını dileriz. Dernek yönetim kurulu
GÜVENLİK KOMİSYONU





ZAFERİ MİLLİ MERKEZ CAMİİNİN TEMEL ATILDI
GEÇTİĞİMİZ HAFTA ZAFERİ MİLLİ MERKEZ CAMİİMİZİN TEMELİ ATILDI. CAMİİ İÇİN YARDIM VAAD EDENLERİN VE YARDIM ETMEK İSTEYENLER, İŞ ADAMI SAYIN İLYAS KARAYELE MÜRACAT ETMELERİ GEREKMEKTEDİR. CAMİİMİZİN HEPİMİZE HAYIRLI OLMASI DİLERİZ. ZAFERİ MİLLİ KÖYÜ DERNEK YÖNETİMİ













AYBASTI OTOGAR PARKE TAŞLARI TAMAMLANDI

Aybastı'mızın aynası en sıkıntılı ve vatandaşımızın gözüne çarpan sorunlardan biri daha yapılan hızlı ve özverili çalışmalarla sona erdirildi. Otogardan Perşembe Yaylası yoluna bağlantı yolu , mevcut otogarın içi ve şoförler odasının olduğu bölgeye kadar parke döşemesi tamamlandı. Daha önceki haberlerimizde de belirttiğimiz gibi özellikle otogar esnafımızı rahatsız eden ve vatandaşlarımıza çile yaşatan görüntüler artık olmayacak, bir anlamda insanımız çamurlu yollarda yürüyüp otobüse binerek Aybastı'nın çamuru ile İstanbul'a , Ankara'ya , Ordu'ya, Samsun'a gitmeyecek.Çalışma esnasında dikkat çeken noktalardan biride hizmete susayan otogar esnafımızın işçi gibi çalışmaları, gönüllü katılarak kendiler ininde parke döşemeleri oldu.
Yeni yolumuzun otogar esnafımıza ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyoruz.
 

 

 Aybastı'mız sizlerle birlikte değişiyor güzelleşiyor.
 

 

 

 

 

 







Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kimler Sitede

Şu anda 4 misafir bağlı

İstatistikler

Ziyaretçiler: 62609

Ziyaretçi Defteri

Son Yazılan Mesaj
yusuf kacmaz
as mustafa hayırlı ramazanlar yazını yen
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

facebook

facebook

facebook

Köy Müzik Kutusu

Error:
Adobe Flash Player needed.


        

    

          

        ORDU POLİS ŞEHİTLERİ VE GAZİLERİ   ORDU ŞEHİT VE GAZİLERİ

   

     
     ZAFERİ MİLLİ AVCI KULÜBÜ

  


                    
SİTE TASARIM & PROGRAMLAMA - KDS | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi
WEB SİTEMİZ 28 ŞUBAT 2009 YILINDA 7. DERNEK YÖNETİMİ TARAFINDAN YAPTIRILMIŞ OLUP ABDULLAH YAKUP ÖRSÜN TARAFINDAN YÖNETİLMEKTEDİR.